bayan yanı

babasını seven kız

babasını sevmeyen kız olur mu demiyorsunuz umarım. çünkü olur.
o baba “gerektiği şekilde” babalık yapmamıştır, “yeteri kadar” ilgi göstermemiştir, maddi anlamda eksik bırakmıştır.. durun en kötüsü geliyor; anneyi aldatmış ya da anneden boşanmıştır! bunların hepsi ya da bazıları bir babanın sevilmemesini sağlar biliyorsunuz değil mi? annen ve baban ayrıdır, bile isteye seve seve boşanmışlardır ama gönül anneden taraf çıkar. işte bu bilgiler cebimdeyken tanıştım onunla; babasını ‘ne olursa olsun’ seven kız.
ben görüşmüyordum babamla hatta görüşmek de istemiyordum ‘babasını seven kız’ hayatımdan çıkıp yokluğu da onu haklı çıkarana kadar.

bir buçuk sene bile yan yana olamadık, az süren ilişkilerden ama yoğun. benim eski sevgilim anlayacağınız. ama hala sevdiğim. değişik bir babası vardı hatta babasıyla olan ilişkisi de değişikti. içinde “baba” öğesi geçen tüm filmlerde, dizilerde hatta reklamlarda bile gözünde iki damla yaş taşırdı. bense o deli çağımda içimde babama karşı hep bir öfke taşır hatta bu taşıdığım öfkeyi yaşayan tüm erkeklere böler, bunun sapıkça kıskançlığını da ‘babasını seven kıza’ yansıtırdım. aslında bu bir yansıtmak bile değildi ona yaşattığım çok net bir duyguydu; “bu hayatta hiç bir erkeğe güvenilmez” der dururdum demek kesmezdi ona bile tekrarlatırdım erken dönem cahil erkekliğimle.

babası ölmüş değildi, annesiyle boşanmış da değillerdi yani adam hayatındaydı zaten babasını seven kızın. aralarında ciddi ve gururlu bir baba-kız ilişkisi vardı. yaşı küçüktü ama yüreği çok büyüktü o yaşta daha insanları olduğu gibi kabul etmeyi öğrenmişti. “böyle benim babam” diyordu hatta “ben onu olduğu gibi seviyorum” diyordu. bir daha hiç, birisini olduğu gibi seven birini görmedim. bana sorarsanız o adam asla ve asla gerçek bir baba gibi üstüne düşenleri yapmamıştı ailesi için ama ona hiç bir zaman objektif olarak babası hakkındaki görüşlerimi söylemedim. ama o bana hep söyledi. “babanı affet, göreceksin tüm eksikliğin kapanacak” derdi, “sen bu ilişkide taraf tutmak zorunda değilsin” derdi, “affet kuzum affet bak bu işin sonrası var, sonra çok pişman olursun” derdi, “o senin dünyaya geliş sebebin, annenle ayrı yollara gitmiş hatta başka bir aile kurmuş dahi olabilir ama o senin gene de baban” derdi.

ahh ne çok şey derdi bana, küçüktü yaşımız herkes diploma, iş, araba hayali kurarken ona sorardım ben “ne diledin” diye “babanla seni barıştıracağım ya üçümüz de o günleri görelim” derdi. ah benim küçük, tatlı sevgilim.

gördük mü? tabi ki hayır. biz birbirimizin ellerini tutamadık, genç ve kıymet bilmezdik belki, belki de kısmet değildi bilmiyorum.

şimdi onsuzluğun üzerinden tam 9 yıl geçti ve babasızlığımın üzerinden 1 yıl. yaşarken hiç gitmedim babamın yaşadığı şehre görmedim onu, aramadım ki sesini duyayım. geçen yıl bir gün öğrendim ki babam ölmüş! kimi arayacağımı bilemedim elim telefonda, bi tek babasını seven kız dedim o anlar beni, onu bile arayamadım olur da sorarsa bana “benden sonra gittin mi babana, buldun mu onu?” diye ona mahcup olmaktan korktum, bunca yılın korkaklığından utandım.

şimdi her ay bu ufak şehre geliyorum babamla sohbet etmeye. ona geçen yılları anlattım, görüşülmeyen 18-19 yılı, ama en çok da onu anlattım; babasını seven kızı. o bizim ortak noktamız oldu babamla, tek ortak geçmişimiz.

2 Yorum

  • Deniz

    Neden niçin görüşmedin bilmiyorum ama bence iyiki aramamışsın aradığında belki seni mutsuz edicekti ve şuan mezarından aldığın keyfi o zaman kendisinden alamayacaktın belki de bu kadar sık gitmeyecektin mezarına şahsen ben babamı arasam bu olur 😉

    • aysun

      babasını aramayan çocuğun da vardı elbet sebepleri ama üzülmekten korkmak değil de gururuna yedirememekti belki asıl mesele. üzülmekten korkmamalı bence yani mutsuz ederse etsin o arama seni ama sen bu yaşında yüzleş kendi korkularınla. tabi bir yandan da aslında hiç belli olmaz ne olacağı yani aramadan bilemezsin 😉 eğer bir gün aramaya karar verirsen buraya yaz olur mu?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir