kitap kokusu,  yaşam

oyun eleştirisi; Hayvan Çiftliği

1945 yılında yayımlanan George Orwell `in kült eseri Hayvan Çiftliği romanının uyarlaması aynı isimli tiyatro oyunuyla geldim bugün. Prömiyerini izledikten bir iki hafta sonra bir temsillerini daha izledim hatta 🙂 Çift dikiş yaptım çünkü Hayvan Çiftliği çok sevdiğim hatta çok hakim olduğum bir kitap. Ve adil olmak gerekirse ikinci kez izleme ihtiyacı hissettim. Bu arada izlediğimden beri kapalı gişe oynuyorlar, bilet almak için link burada.

künyesine bakalım;

Oyun Tiyatrolog Akademi nin oyunu. Boyoz Akademi `nin sahnesinde sergilediler. Uyarlayan ve yöneten Umut Öpke. Burada yönetmenin önündeki “uyarlayan” ibaresi özellikle önemli. Çünkü oyun birebir kitaba bağlı kalmamış. 2021 yılında Orwell `ın 70 yıllık telif süresi bitmişti biliyorsunuz. Burada oyunun “uyarlama” olmasının asıl sebebinin telif hakkından ziyade yönetmenin bireysel dokunuşunu açıklamak olduğunu düşünüyorum. Tüm oyuncular kendi akademilerinin oyuncuları, kalabalık bir kadro var sahnede.

alegorinin zirvesi?

Kitabı okuyanlar bilir; alegorinin en sağlam örneklerindendir. Evet taşlama, hiciv hatta fabl diye tanımlayanlar da olmuştur Hayvan Çiftliği `ni. Ama alegorinin tanımına baktığımızda “bir düşünceyi, davranışı ya da eylemi, daha kolay anlatabilmek için onu, yerini tutabilecek simgelerle betimlemek” olduğunu görürüz. Tüm hayvanların temsil ettiği sınıflar hatta kişiler olduğu gerçeğinin yanında, kitapta adı geçen mekanların dahi sembolize ettiği yerler vardır 🙂 Şahsi kanaatim alegorinin zirvesidir bu kitap. Bu arada yazarın “1984” isimli romanı da çok sağlam bir distopya örneğidir. Hayvan Çiftliği `nde de distopyanın ayak sesleri nasıl duyulur ama gümbür gümbür? Kitaba girersek çıkamayız başlı başına bir yazı konusu. Ama kitap hakkında sevdiğim bir eleştiriyi de merak edenler için buraya bırakıyorum.

gelelim böylesi bir alegori sahneye nasıl taşınır?

Oyunun açılışında bir hayvan orkestrasıyla onların maestrosu yerinde çiftliğin sahibi Bay Jones `un bir performansını izliyoruz. İşte sembolizmin gücü buradan geliyor. Bay Jones orkestra şefi. Bay Jones `un seyirciye sırtı dönük. Sadece heybetli bir sırt ve sert hareketler görüyoruz. Ama o hayvanların yüzündeki korku; Jones `tan onlara, onlardan seyirciye yansıyor.. Çiftlik sahibinin yönettiği hayvan orkestrası sahnesini fikir olarak çok sevdim. İnsanoğlu ve insanlığın hayvanlara bakış açısını güzel metaforlamış burada yönetmen. Uyarlama demişken tüm hayvanların isimleri uyarlanmış ama Bay Jones ismi değişmemiş.. Acaba neden? İnsan her yerde insan mı demiş yönetmen seyirciye dersiniz? Gerçi Napolyon da aynı isimle yer buluyor oyunda 😉

Çiftlikte geçen bir oyun için dekoru çok efektif buldum. Paletler, saman balyaları, kraft renkli çuvallar ve çamur bezeli ahşap ağırlıklı bir sahne düşünün. Kostümlere gelince işte gene alegori burada devreye giriyor; tüm hayvanlarda beyaz tişört, siyah pantolon kullanmışlar. Ama her hayvan türünü tişört üzerindeki işaretlerle birbirinden ayırabiliyor seyirci. Ve tabi ki makyajla. Yani tavuğa kanat takmamışlar da öyle bir göz makyajı yapılmış ki evet bu tavuk diyorsunuz. Hele horoz karakterinin uyandırma işini saksafonla yapması dahası geçen zamanı da aynı müzikle sembolize etmeleri şahane! Ufak el ayak hareketleri, replik atarken çok hafifçe canlandırdığı hayvana dokunduran sesler çıkarmaları haricinde oyuncuların hangi hayvan olduklarını seyirciye vermelerine yardımcı olacak dış destekleri de yok.

bundan sonrası Hayvan Çiftliği spoiler!

Oyun; sahiplerine isyan eden ve kendi kendilerini yönettikleri eşit, adil bir dünya (çiftlik) hayal eden hayvanların sıra dışı hikayesini anlatıyor. Oyun riskli, çünkü öyle büyük bir eserin uyarlaması ki kitaba hakim izleyicinin gözleri kitaptaki detayları arıyor. Bu riske rağmen çok sağlam bir oyun koyuyor ortaya ekip. Gerek dekor, gerek makyaj ve gerek oyunculukları genel olarak tüm izleyen dostlarımla beraber çok beğendik.

Hafifçe karakterler üzerinden gidersek eğer;

*Bay Jones kitapta olduğu haliyle karşımızdaydı. Hayvanların onun emrine amade olduğunu düşünen ve yanlış bir çıkarımla bunun doğanın bir kuralı olduğunu düşünen kibirli insanoğlu.

*Koca Reis yani çözümün teorik lideri oyunda Binbaşı olarak çıkıyor karşımıza. Garibim teorisinin temelini tek düşmanın insan olduğu üzerine kuruyor. Ne büyük yanılgı! Burada zaten teori ile pratiğin nasıl da birbirinden bağımsız olduğunu görüyoruz. Binbaşının yaşlılığını tekerlekli sandalye ile vermişler gerek var mıydı bilmiyorum. Ama oyuncunun ses tonu da, olgun tavrı da aynı hissiyatı veriyor.

*Domuzlar; Napolyon, Kartopu ve Cırtlak. Gene birebir kitaptan yansımış karakterler. Ve tam anlamıyla seyirciye geçirdiler domuzluklarını beden dilleriyle. Zaten 3ü de oyunun dinamosu gibi atlarla beraber. Özellikle Cırtlak karakteri günümüzün “A Haber” i resmen 🙂 Benim tabi burada şöyle bir sorum var; domuzların asıl motivasyonu insan boyunduruğundan kurtulmak mı? Yoksa kendilerinin insan olmaması mı? İstediklerini elde edene kadar diğer hayvanlardan biriymiş gibi davranmaları ve başa geçtiklerinde insandan daha insan olmaları! “Ben de sizden biriyim, halk çocuğu vurgusu” günümüz siyasetinde de ne kadar geçerli bir taktik değil mi?

halkın tüm katmanları var mıydı?

*Boksör, Nazlı ve Yonca 3 çiftlik atı. Özellikle atların makyajına bayıldım. Boksör kitaptaki haliyle çalışkan, güçlü ve fazlaca zeka barındırmayan bir at olarak çok güzel verilmişti. Yonca da kitaptaki gibi anaç, düşünceli ve güçlü bir kısraktı. Nazlı `ya gelince; bireysel olarak en sevdiğim karakter oldu. Tam bir genç attı oyunda. O kadar güzel geçirdi ki seyirciye, bayıldım! Gelelim kitaptaki Mollie `ye; bu karakter kitapta derdi eşitlik olmayan, sadece daha iyi bir hayatı hedefleyen orta sınıf-beyaz yakayı temsil ediyor. Oyunda Nazlı karakterinin neşesi, şeker yiyebilme, süslenebilme arzusu vb çok sempatik ve oyunculuğu da çok iyi olduğu için seyircinin beğenisini kazanıyor. Ama bu rejiyle oyunda orta-sınıf beyaz yakayı temsil eden bir hayvan kalmıyor.

*Koca Kulak isimli, eşek görünümlü kuzgun/karga diyebileceğim bir uyarlama hayvan vardı. Kitapta tabi ki her kesim yer bulduğu gibi din tacirliği yapan kesimi de karga sembolize ediyordu. Ona ait cennet vaadi repliğini oyunda eşeğin ağzından duyuyoruz. Burada aslında önemli olan din tacirinin oyunda bir şekilde yer bulması tabi ki. Ama eşek karakteri de kitapta etliye sütlüye karışmayan ama aslında her şeyin farkındaki aydın kesimi sembolize ediyordu. Ve bu yüzden de oyunda bu aydın kesimi de temsil eden bir hayvan yoktu.

sonuç olarak;

Çiftlik sakinlerinin cehaleti çok güzel yansıtılmıştı. Bu cehalet neyi getiriyor? Cehalet devam ettiği sürece yönetimi ele geçiren güruh tarafından diğer hayvanların yine eziyet görmeye devam etme ihtimalini. Napolyon bir sonuçtu evet. Cahil halkın seçiminin bir sonucu. Kitaptaki, yönetime kim gelirse gelsin yöneten kötüdür karamsarlığını oyunda da görüyoruz. Orwell burada çok karamsar bir mesaj veriyor ne yazık ki. Yönetmen de birebir verdi bunu seyirciye. Önceki paragrafta bahsettiğim kesimlerin oyunda yer bulmamasının asıl sebebi belki bu cehaletin altını çizmek de olabilir tabi ki.

Baskıcı totaliter rejimlerin tarihi yeniden yazma metodunun ise (ki Orwell 1984te bu konuyu kitabın merkezine alarak çok başarılı işlemiştir) kitaptaki halinden daha yumuşak bir şekilde oyuna yansıtıldığını düşünüyorum. Oyunda hayvanların “7 Emir” i yazdıkları bir kara tahta var. Fikir çok hoşuma gitmişti sahnede o kara tahtayı görür görmez. Hatta kitap sürecince bu emirlerin ufak tefek müdahalelerle nasıl peyderpey değiştirildiğini, demek ki kara tahta üzerinden seyirciye aktaracaklar diye heyecan duymuştum. Sadece “çarşaf” kelimesi eklendi 🙂

Toparlayacak olursak; bu kadar düşündüren, hakkında bu kadar konuşturan bir oyun gerçekten de güzeldir arkadaşlar. Bizi düşündüren şeylerin güzel olması bir yana, sanatsal olarak da sahnede güzel bir oyunculuk ve keyifli bir seyirlik izlemek isteyenlere tavsiyemdir. İzleyen ve yorum belirtmek isteyen varsa yorum bırakabilir. Şimdiden iyi seyirler.

*

*Distopik kitap eleştirisi okumak isteyenler için “Uyandığında” burada.

*Var mı başka oyun eleştirisi diyenler için “Oyuk” burada.

*Domuz görsel https://murekkepdunyam.wordpress.com/2015/08/04/hayvan-ciftligi/ sayfasından alıntıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.