ilk soru

ilk soru; ihtiyaç

Bir şeye ihtiyaç var mı? dedi adam.

Bir cenaze evi burası. Kadın babasını kaybetmiş. Uzun süren bir hastalık ve evde bakım sonrası artık babası hayatta değil. Annesi ve anneannesiyle kız kıza kalakalmışlar. Neye ihtiyaç duyacağını henüz bilmiyor.

Kadın 25 yaşında, akranlar adamla ve de arkadaşlar bir kaç senedir. Aslında adamın tanıştıkları zamandan beri var bir ilgisi kadına karşı. Hem kadın hem de ortamdakiler biliyor bunu ama adam hiç yakınlaşma fırsatı bulamamış. Kadın çünkü çevresi hiç boş kalanlardan değil, her gittikleri ortamda da olmuş yanında hep birileri.

nasıl çekiyor dikkatini peki?

Kadın cenazesi olduğu için çok üzgün. Çekirdek aileden bir yakınını kaybedenler bilir ki aklı başından gidiyor insanın. Gerçeklik algın gibi zaman/mekan algın da bozuluyor. Gündüzler geçiyor bir şekilde ama geceler!! Ah geceler çok zor geçiyor, herkes sessizliğe çekildiğinde kafana üşüşen düşünceler ile baş başa kalıyorsun. Üşüşen sadece düşünceler olmuyor üstelik; pişmanlıklar, üzüntüler..

Adam cenazeye katıldığı gibi, her gün gidiyor cenaze evine. Sadece “bir şeye ihtiyaç var mı, bir ihtiyacın var mı?” demek için kadına. Cenaze evlerinde olan bir lüzumsuz kalabalık var onların evde de. Çay içtiği bardağın değiştirilmesini isteyenden, yemek beğenmeyene, mutfak camının önünde sigara içerken küfür ederek bağıra çağıra konuşan akraba kadınlardan, politika konuşan yaşlı dayılara kadar.. Pide yemeye gelenlerle dedikodu yapmaya gelenlerin arasında bir yarış.. Kimse bir ihtiyaç var mı gözetmiyor aslında. Kimsenin gerçekten umursadığını da sanmıyor. Kadın o sırada dimdik hissediyor kendini, hafif gururu kırık “kimseye ihtiyacım yok” diyor içinden.

bir değil ihtiyaç, iki değil..

Adam bir gün değil, iki gün değil sürekli arıyor “bir ihtiyaç var mı?” diye. Kadın diyor ki ne iyi bir insanmış ya ve ilk defa dikkatini çekiyor adam orada. Eşe dosta bahsediyor adamdan, kimse onun kadar arayıp sormadı helal olsun diye. Aslında hiç böyle bir beklentisi olmamasına rağmen hoşuna gitmiş bu durum farkında bile olmadan. Adam yakın zamanda çok sevdiği dedesini kaybetmiş, halden anlıyor mu demeli? Yoksa tek kelimeyle doğru zamanda doğru yerde bulunmak mı demeli?

İnsanoğlu bu, zaman geçer her acı hafifler inanın, yaşamaya devam eder ne olursa olsun. Acısı azaldığında kadının, hayata ufak ufak karışmaya başladığında en çok görüştüğü kişilerden birisi oluyor adam. Arkadaşları kafası dağılsın diye dışarı her çıkardıklarında kadın, adamı çağırıyor o kafa dağıtma vesilesi ortama..

böyle başlıyor işte bu ilişki

Gel zaman git zaman, kadın adamı tanımak istediğine karar veriyor. Bu adama şans vermesi gerektiğini düşünüyor. Adam zaten niyetli, hatta yanından ayrılmaya niyeti yok. Ve böylece başlıyorlar. İyi bir ikili oluyorlar, adamın yaşama enerjisi kadının melankolisini yok ediyor. Kadının aşkı adamı sakinleştiriyor. Kadın girişte bahsettiğim gibi oldukça hareketli bir hayata sahip, evlilik fikrine uzak, hayatını yaşamak istiyor. Ama bu adamla evleniyor arkadaşlar. Adam nasıl yapıyor nasıl ediyor, bu kadını iki yıl sevgililikten sonra evliliğe ikna ediyor. Kandırdım nazlı yari şarkısı eşliğinde 🙂

Sosyokültürel olarak birbirinden oldukça farklı iki insan bunlar; maddi durum, eğitim, aile yapısı. Aşkın ateşi geçerken her ilişkide sorun olur bu farklılıklar. Burada kadının ikna oluş sebebini anlatışını dinliyoruz; “ben ona çok güvendim”. Evlenecek kadar güvenmek birisine? Yani neyine güvenmiş biliyor musunuz? Ne olursa olsun bu adamın onun ellerini bırakmayacağına, hayatın her yüküne beraber göğüs gereceklerine, hastalıkta yaşlılıkta yan yana dağ gibi duracaklarına.. Kadın o kadar bakmış ki hasta babasına, nasıl önemli bunlar farkında. Ve ne farklılıkları görmüş gözü ne de başka bir şey, ikna edivermiş adam onu.

peki ne oluyor aşkın ateşi geçince?

Bu güzel başlangıca sahip çift 5-6 yıllık evliliğin sonunda boşanmışlar! Ters köşe oldu değil mi? Yukarıda dedim ki aşkın ateşi geçince bu tip farklılıklar sorun olur. Sorunlar olmuş bu evlilikte de ama sebepler bu farklılıklar değil. Aslında her evlilikte olan rutin sorunlara bazı çiftler göğüs geremiyorlar bence. Evliliğin hangi dinamikleri çiftleri nasıl etkiliyor tam olarak bilmek imkansız. Çünkü her birey biricik, her ilişki de öyle. Ama bu çiftte kadın boşanma sebebi olarak artık sevildiğinden emin olmamasını gösteriyor. Kocasının eskisi kadar ilgi, alaka, sevgi göstermediğini söylüyor. Ne kadar da değişik değil mi? Bunun için boşanılır, yuva dağıtılır mı der bizim bir üst jenerasyon. (:)) Bahsettiğim gibi kadının derdi kültür, para, mevki vb değil sadece emin olmak istiyor hayatındaki adamdan. Güvenmek istiyor hem sevgisine hem de varlığına. Bunun yokluğuna inandığı durumda da harekete geçmiş. İçimdeki inançsızlıkla var olmayı başaramadım bu evlilikte diyor.

Kadın dönüp geçmişe baktığında, bunca yıllık tanıdığı adamdan bir gün nasıl olup da etkilenmeye başladığını düşündüğünde oluşuyor bu hikaye. O kadar doğru bir zaman da o kadar doğru bir yerde olmuş ki adam, şans mı dersiniz yoksa kader mi? İyi kötü ama genellikle iyi 7-8 sene geçirmişler beraber. “Benim evliliğim mükemmeldi” diyor hatta. Sonra? Sonra rüzgarlara göğüs gerecek kadar sevgiyi taşıyamıyorlar içlerinde. Sevgiyi belki ama gereken hoşgörü, anlayış ikisinde de mevcut değil boşanmaya giden süreçte. Öyle bir kopmuş ki iletişim kanalları, benzer talepleri var ama talepleri görmekten aciz düşmüşler. Netice olarak da boşanıp gitmişler.

sonuç olarak;

Gelelim ilk soruya şimdi; evet ayrılar. Evet boşanmışlar. Kadın hala diyor ki bu adam için; “başım sıkışsa koşar gelir, ihtiyacın var mı?” diye sorar biliyorum. Kadın içine öyle bir kodlamış ki bu davranış biçimini, başı sıkıştığında ilk aklına gelen adam oluyor. İhtiyaç eşittir adam 🙂 Gülümseyerek anmak da güzeldir bazı şeyleri. Evet yaşamış bitirmişler evliliklerini. Ama ortada bir evlat var bal gibi. Hem onun balının hatırına hem de zamanında birbirlerinin yanında oluşlarının hatırına iletişimleri geçmişi gülümseyerek anacak şekilde devam eder umarım. İyi günler olur kötü günler olur, önemli olan ihtiyaç anında yanında, yakınında mısın birisinin? Bakın bu hikayede aşk geçmiş, evlilik bile bitmiş ama adam ne olursa olsun attığı güven tohumunu hiç kurutmamış.

Ve umarım sizde size ihtiyaç duyan insanların yanında olmayı başarırsınız.

Sevgiler.

.

.

*ilk soru serisine doyamadım diyenler buraya.

*Kapak fotoğrafı Kat Smith adlı kişinin Pexels‘daki fotoğrafı.

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir