kitap kokusu

kitap eleştirisi; Villa meçhul

merhabalar,

değişik kitaplar  bulup, çıkarmayı severim bilirsiniz 🙂 bu sefer işten eve dönerken kitapsız kaldığımı fark edip hemen bir iş arkadaşımın yanına koşup; yanında başka kitap olup olmadığını sormam vesilesiyle tanıştığım bir kitapla geldim yanınıza.

adı; Villa Meçhul

yayınevi; Ayrıntı Yayınları

sayfa sayısı; 256

yazar; Tom Robbins

her okurun sevebileceği bir kitap olmadığını söyleyerek başlayayım söze.   sayfa sayısının azlığına aldanıp yol kitabı yapmıştım kendilerini. üç günlük metro yolculuğu sonunda ona sadece yolda zaman ayırarak özüne varamayacağımı yüzüme vurdu hem yazar hem de çevirmen. dolu dolu, yoğun anlatımlı hafiften tekerlememsi bir dille yazılmış. o kıvrak dil ilk başta sinir etti beni ama okudukça hoşuma gitmeye başladı. çevirmeni ise ayrıca bir teşekkürü hak ediyor. bu tarz melodik yazılmış kitapları o melodilerini bozmadan nasıl çeviriyorsunuz? alkışlar benden!

kahraman koltuğunda Vietnam savaşı sonrası kaybolan(!) üç asker ve mitolojik kahramanımız olan bir Tanuki ve onun evladı sempatik bir kızımız var. ne değişik bir cast değil mi? =)

şu savaş sonrası kaçan üçlü zaten bambaşka; uyuşturucu ticareti yapan ve yardım derneklerine kaynak aktaran ya da harem kuran ama bir yandan da yerel halka entelektüel seminerler veren ya da orduda başarılı bir askerken dahi bir yandan anti-militarist olanlar bu aynı üçlü. görüp gördüğüm en değişik üçlüydü bu ekip. tanuki soyundan gelen kız zaten bomba karakter; 4 yaşındayken tanışıyoruz henüz kendisiyle ama bu üçlünün iki tanesiyle sevgili olması vesilesiyle daha yakından tanıyoruz ilerledikçe.

kahramanlar ilginç olunca söylemler de gayet ilginç oluyor; onun için aşağıya pek çok alıntı bırakıyorum kitaptan. ne demek istediğimi anlayacaksınız 🙂

*belki de rüyalarımızı, yeraltı dünyasından sinir sisteminin ötesinde bilgi parçacıkları çekerek biçimlendiriyoruzdur, tıpkı metalin havadan oksijen moleküllerini çekerek pas tuttuğu gibi.

*… talih hangi şartlara dayanarak tecelli ediyorsa etsin (hayatlarımızın hikaye kitabını ister ilahi yazgı, ister salt şans, ister irade kuvveti yazmış olsun), bir şeyin dolaylı olarak da olsa bir diğerine yol açtığı aşikar.

* İsa mayayı (yani cismani dünyanın aldatıcı doğasını) ve mutluluğu zenginlikte aramanın aptallığını idrak eden aydınlanmış bir varlık mıydı yoksa sadece espriden anlamayan, seksle de pek işi olmayan, mazoşist bir proto-komünist miydi? – ruh derken tam olarak neden bahsediyoruz? bir kere, pop kültüründekinin aksine ruh (soul), Detroit’te mutsuz bir aşk ilişkisi yaşayan kilolu bir gece kulübü şarkıcısı değildir. ruh dediğin, Memphis’te bir berber dükkânında takılmaz, akşam yemeğinde yayınbalığı kızartmaz ve iç çamaşırı çekmecesinde 38’lik Special tabanca bulundurmaz. zor zamanların ve uçuk yaşamların ruha çeşni katabileceği gayet doğrudur ama ruhu asıl kabartan maya, neşedir.

*Batı’da bizler kesin, açıklanabilir ve mutlak olana vahim bir ihtiyaç duyarız. hatta kimsesiz tek tanrımız için kullandığımız örtmecelerden biri ‘mutlak olan’dır. belki de ironik olarak, yerinde bir unvan olmuş bu. Tanrı sahiden de mutlak. mutlak sır. mutlak belirsizlik. mutlak kesinsizlik.        Ha-ha!”

*Tanuki’nin erbezi torbasını paraşüt niyetine kullanarak gökten indiği bildirildi.” Düşünün bir kere, bu tümceyle başlayan bir roman okuru nasıl bir hayal dünyasına davet eder? Ve kim bilir, böylesine saçma, kaba saba, şaşırtıcı, iğrenç bir görüntünün ardından daha neler neler çıkacaktır ortaya?(kitap tanıtımından/arka kapak)

çok beğendim ve yazarın diğer kitaplarını da gözüme kestirdim. belli bir okuma düzeyine gelmiş tüm okurlara tavsiyedir. doymadık biraz daha yorum derseniz eğer kısa, güzel bir eleştiri de burada.

iyi okumalar herkese.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir