bayan yanı

affedebilmek

Çocuklar önce ana babalarını severler. Biraz büyüyünce onları eleştirir, sonra sorguya çeker, daha sonra da yargılarlar. Bazen affettikleri de olur. Oscar Wilde

anne babasını hiç eleştirmemiş olanlar aramızda mı? ya da şöyle sorayım anne babasını hiç eleştirmemiş olan var mı?

ben onlardan değildim hatta belki biraz fazla eleştirmiş dahi olabilirim. bunca eleştiri arkasından sorgulamayı getirmezse ayıp olurdu sanıyorum.

çok sorguladım dostlar, her hareketlerini sorguladım belli bir yaştan sonra. ama bir öz eleştiri yapmam gerekirse belki sorgulamadan önce yargılamış da olabilirim.

önünde sonunda bu süreç bana affetmeyi getirdi. getirdi de zannediyorum yargıladıktan sonraki sorgulama süreciydi beni affedebilmeye götüren.

bilmiyorum var mıydı sıralamanın önemi.

gene bilmiyorum tam olarak affedebilmiş miyim diye? sanki babasını daha kolay affediyor insan da, annesi mi zor geliyor? ya da ananın yüzüne hiç söylememek de insanda affettim zannı mı doğuruyor yoksa?

herhangi bir çocukluk kırgınlığıyla ilgili hiç bir şey söylemediğin halde annelerin içten içe bilmesi bundan mıdır? her lüzumsuz öfkeme karşılık “çocukluğundan beri bi` hesaplaşamadın” demesi bundan mıdır dostlar? aslında analar o kadar mı hakim içimize ki içimizden geçen de değil bilinçaltımızdaki kırgınlığın yansımalarını bu kadar okuyabiliyorlar? tüm anneler öyle midir? tabi bu kadar hakimse mevzuya; neden çözümleme kısmında da o kadar başarılı olmadığı da ayrıca sorgulanabilir belki.

ben nasıl bir anne olacağım acaba? kırgınlıklarını okumak değil de kırgınlıkları doğurmamak kısmında daha mı başarılı olabilirim ki, kendi içimdeki ufak tefek kırgınlıklardan mütevellit. ya başaramazsa insan? biraz korkutucu bir düşünce.

ya da anne olunca anlarsın dedikleri neydi mesela? evet anne oldum ama herhangi bir konuda farklı bir şey anladığım ya da kafama dank eden bir şey olmadı mesela. tüm anneler anlar mı anne olunca?

bahar !

tüm bu sorular ve belki de daha fazlası.. affetmeyi nasıl başardık peki?

hayatın, işin, eşin tüm yükleri yüklenince annelerin omuzlarına ve belki de geçim telaşı ya da geçimden sorumlu olmak yıpratıyor kadınları dostlar. bazı evlilikler öyle mutsuz ediyor ki kadınları, o kadıncıklar bunca mutsuzluğun içinde çocuklarına başka bir şey veremiyorlar aslında. yani kabul etmemiz gereken bir önceki adımda o kadınların yaşadıkları var. bizim ailede mutsuz evlilik, sizin ailede geçim kaygısı, öbürünün ailesinde tek ebeveyn kalmak gibi gibi. bunlara rağmen çocuklarını mutlu etmeyi başaran pek çok anne/baba da vardır elbet, onları sevgiyle kucaklıyorum buradan efendim.

şimdilerde “bağırmayan ebeveynlik” kavramı diye bir şey moda oldu. düşünsenize bağırmayan anne/baba olmak için kitaplar okuyor insanlar. bağıran anne/babaların çocukları bu nesil hiç şüphem yok 🙂

önce babalara seslenmek istiyorum; mutsuz ettiğiniz kadın sadece mutsuz bir kadın olmuyor. mutsuz bir anne de oluyor. mutsuz bir annenin elinden mutlu, musmutlu çocuklar ye-tiş-mez! maalesef olamıyor. biraz sevgi, biraz destek, azıcık da tensel temasın (ufacık bir sarılma, sırt sıvazlama) çözebildiklerini görseniz şaşarsınız.

annelere de seslenecek olsam diyeceğim şey; mutsuz eden adamı bırakın 🙂 şaka bir yana son çare de olsa kesinlikle bir çaredir canlar.  öncelikle kendi ayakları üzerinde durmak kavramının sadece maddiyatla ilgisi olmadığını unutmayalım. yani çalışabilmek/meslek sahibi olmaktan ziyade zihinsel olarak muhtaç olmamak geliyor ilk sırada bence. ya da tüm zorluklar vb şeylere göğüs germek isteyen anneler için de tek ama tek bir öneri yeter belki de: çocuklara yan-sıt-ma-mak! evet zor ama n`apalım?

ne yapın biliyor musunuz? affedin; içinizdeki sevgiye kulak verin. su akar yolunu bulur ya sevgileri de bırakın hem sizi hem onları sarsın. tüm bunlar belki bizim evlat olduğumuz evren için artık çok geç ama anne-baba olduğumuz şu paralel evrende belki evlatlarımız tarafından affedilmeyi hak edecek şeyler yapmamayı başarırız diyerek hepinizi bol bol düşüncelerle ama severek selamlıyorum.

sevin 🙂

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir