yerler

Yerler; Zeytinlik; zeytin hasadı mı huzura kaçış mı?

güzelliğe bakın

merhaba dostlar,

geçtiğimiz haftalarda malum egeliyiz zeytin hasadı başladı efenim. insanlar çoluk, çocuk, çombalak özellikle hafta sonları zeytin tarlalarına akın ettiler. şimdi tarla dediğime takılanlar olabilir, evet dostlar zeytinliğe sahip insanlar “zeytin tarlası” diyorlar 🙂 yerel deyiş diyelim ama diğer bölgelerde durum nedir tam bilmediğimi de eklemek isterim.

tahmin edeceğiniz üzere biz de ailenin zeytin tarlasında geçirdik bir hafta sonumuzu. gönül isterdi ki daha fazla vakit ayırabilelim ama şehir ve iş hayatının yoğunluğu buna izin vermiyor maalesef.

sizleri de götürmek isterim içinde iki göz odalı bir evcik olan o güzel zeytin tarlasına.

dallardan salkım salkım zeytinler sarkıyor, ayağımızı bastığımız her yer dökülen zeytinler öyle ki insan basmaya kıyamıyor. bazı ağaçların meyveleri daha tombul ve parlak onları başka kaplarda topluyoruz ki yemelik zeytin yapılsınlar diye.

nimet

devasa brandalarımız var ve ağaç ağaç çalışıyoruz. her bir ağacı bitirdiğimizde brandamızı, tası, tarağı toplayıp diğer ağacın altına seriyoruz. kadınlar brandaların üzerine oturup zeytin toplarken erkekler de ağacın üzerine çıkmış oluyor. yani onlar dalları kesip ya da budayıp aşağı atıyorlar biz kadınlar da dalını çöpünü atıp zeytinleri çuvallara dolduruyoruz 🙂 o kadar eğlenceli ki. tabi günlerce üst üste zeytin toplamaya çalışanlar benimle aynı fikirde değildir muhtemelen çünkü havalar da çok soğuk gitti bu sezon.

yemek molası içinde bir köşede güzel bir ateş yakıp, semaveri hemen yanına konuşlandırdık. onların önüne de sofra örtülerimiz ve piknik sepetlerimizle biz yerleştik. müthiş bir yemek oldu çünkü ateşin içine patates atmıştık patatesler oldu mu sana kompir (yerel ağız dostlar), yanında bir tava sahanda yumurta, önümüzde tazecik peynir, zeytin ve semaver çayı 🙂 daha ne ister bir insan? tertemiz hava da cabası. güle oynaya karınları doyurup yeniden başka bir güzel ağacın altında toplandık. bu döngü hep böyle gidiyor aslında ta ki güneş batana kadar.

doğanın doğal döngüsüne uyduğunuzda gün doğumuyla tarlaya çalışmaya gidip, güneş batınca paydos etmek biz mesaili, beyaz yakalı kölelere çok değişik geldi. çünkü ben karanlıkta işe gidiyorum (malum saat uygulaması) ve gene karanlıkta işten çıkıyorum. hatta güneş yüzü görmüyorum desem yeri var. ama bu tarla yok mu ilaç gibi geldi bana ilaç.

canımm 🙂

gelecekte belki bir gün yaşarım böyle bir küçük köy evinde ya da deniz kenarı bir kasabada bilmiyorum yani kısmet olur mu onu bilmiyorum. ama arada bir de olsa dostlar doğayla haşır neşir olmak lazım, benim zaten 2017 hedeflerimde vardı biliyorsunuz, ilk aydan iki ders doğaya giriş 101 aldık sayalım =) bana bir kaç iş dolu, şehir haftası yetecektir. bakalım bir daha ne zaman böyle güzel bir doğa kaçamağı yaparız.

hepinize sevgiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir