minimalizm

minimalizme giriş 101 / az çoktur

merhaba,

çok ilgimi çeken ama ne zaman tam anlamıyla cesaret edeceğimi bilmediğim bir yaşayış şekliyle meşgul gene zihnim. “minimalizm”.

bazı bloglarda minimalizm yerine sadecilik yazıldığını da gördüm bu da hoş bi` Türkçeleştirme olmuş tabi.

ama sade kelimesini basit kelimesine göre nitelikli bulanlar da olmuş. yani basit=özelliksiz olan ve sade=yalınlaştırılmış olan şeklinde tanımlamalar da var. pek katılamadım açıkçası. basit kelimesi minimalizmin mihenk taşı bile olabilir hatta benim için =)

en büyük sloganımız; az çoktur.

o kadar üzerine düşünülecek bir cümle ki.. ömrümüz hır-gür koşturmaca içinde geçiyor satın aldıkça/tükettikçe tatmin olduğumuza inandırılmışız, bir araya geldiklerinde neredeyse aynı anda konuşan dört-beş arkadaş görmek mümkün. herkes kendini/kendininkini anlatmak peşinde ama ne dinleyenler can kulağıyla dinliyor ne anlatanlar özünü anlatıyor. sözleri bile tüketiyoruz evlerimiz eşyadan dolaplarımız son kullanım tarihinden önce tüketilmesi zorunlu yiyeceklerden geçilmiyor.

şu an durduğum yerden hayatıma baktığımda karınca adımlarıyla da olsa sadeleşme yolunda ilerlediğimi söyleyebilirim. üç aşağı beş yukarı şöyle bir yol izledim;

1-Buzdolabından Başla; aylık mutfak alışverişini keserek başladım işe. bu kısım çok kolay oldu. saçma bir süpermarkete gidip bir araba yiyecek doldurup -yarısı abur cubur- pek çok kısmının ziyan olmasını izlerdim. şimdi en fazla üç günlük alışveriş yapıyorum yani üç akşam yemeklik sebze ve meyve, üç bilemedin dört kahvaltılık şarküteri ürünleri alıyorum. artık iş çıkışı eve dönerken süpermarkete değil bir manava ve bir ufak mandıraya uğruyorum.

2- Fazlalık Giysilerden Kurtul; bu kısmın çok zor olduğunu kabul ediyorum. ama bir kaç küçük dokunuş bile dolabınızı rahatlatacaktır.

-ilk önce gerçekten artık üzerinize olmayanları ayırın sonra bu ekibi ya Kızılay konteynerına ya gerçekten ihtiyacı olan tanıdıklara ya da benim gibi dernek veya vakıflara teslim edin.

-sonra değiştirilebilir/yenilenebilir olanları tespit edin. sıkıldığınız siyah trikonun omuzlarına apolet dikip biraz daha kullanma imkanınız var mı mesela? ya da bi tık kısa gelen elbisenin altına dantel monte edip bu yıl da böyle kullanabilir misiniz? bunlar ufak ama hoş bir etki yaratır.

-satın arkadaşlar. ikinci el ürün satışı yapan siteler var. eğer paraya çevrilebilir durumdaysa satış da yapabilirsiniz.

3-Az Konuş; bakın bu da benim için çok kolay oldu çünkü zaten konuşmak değil de izlemektir tercihim ve bu maddeyi rahat başardım. kelime sarfiyatının önüne geçtiğinizde gerçekten yanınızdaki insanlar gözlerinizden anlıyorlar pek çok şeyi. az konuşmak zor olabilir kabul; ilk etap için iyice kolaylaştırayım ve olumsuz, mutsuz hiçbir olay anlatmayın diyeyim.

tabi henüz hiç yaklaşamadığım ev içi minimalizm var ki zaman ne gösterir bilinmez =) sadece dekorasyon olarak algılamıyorum bu durumu bir kitap yığını var ki o nasıl sadeleşir, içim ne zaman elverir elden çıkartmaya henüz bilmiyorum ama elbet vakti gelir.

bunlar “minimalizme giriş 101” olsun benim için =) yukarıda yazdığım maddeleri birer yazıyla da detaylıca konuşmak istiyorum ve pek tabi önereceğim bir kaç kaynak ve site olacak.

sevgiler =)

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir